18 Aralık 2008 Perşembe

Seks seks seks! (3Sex) - (ThreeSex)

Başlığa bakıpta "Bu siminya'nın amacı ne ? güpe gündüz çoluk çocuğun ortasında böyle bağırılır mı, ayıp ayıp" diyerek gelmiş olma ihtimalinizi hesap ettim, meraklanmayın.

Son derece yaşını başına almış ve hatta üstüne rahmetli olmuş üstad Arif Sami Toker in bir bestesi bu.

Şu sıralar hızla yükselişe geçen bir şarkı sizinde dinlemenizi istedim. Sevil Öztatlı söylüyor.

önce etrafta görülmüş, sonra da BiguMigu' da.

5 Aralık 2008 Cuma

Dalgalanan dalgınlık. Aman dikkat!

Polonya' da trafik kazalarını önlemek amacıyla gösterilen kısa film. Çok etkileyici ve çok sarsıcı.
Bir anlık dalgınlıkların, bir anlık önemsememelerin nelere sebebiyet verdiğini o kadar gerçekçi gösteriyor ki, etkilenmemek imkansız...

3 Aralık 2008 Çarşamba

Reyting'de yetki kime veriliyor?

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Teşkilat Kanunu'na eklenen bir maddeyle reyting ölçümleri yapacak şirketleri belirleme ve bu şirketleri denetleme yetkisi RTÜK'e veriliyor.

Hükümet, televizyon reytingleri ve buna bağlı olarak 2 milyar dolarlık reklam pastasından kimlerin daha büyük pay alacağına ilişkin tartışmalara son noktayı koyuyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Teşkilat Kanunu'na eklenen bir maddeyle reyting ölçümleri yapacak şirketleri belirleme yetkisi RTÜK'e veriliyor. Düzenlemeye göre, ölçümleri birden çok kuruluş yapabilecek. RTÜK üyesi CHP'li Şaban Sevinç, düzenlemenin taslağa girdiğini söyledi.
Reyting ölçümleri konusunda yaşanan tartışmanın ardından başlatılan yasal düzenleme netlik kazandı. Başbakanlık ve RTÜK'ün hazırladığı RTÜK Teşkilat Yasası'nda Değişiklik Öngören Yasa Tasarı Taslağı'na yapılan bir ekleme ile RTÜK'e izleme ve değerlendirme ölçümlerini yapacak şirketlere izin ve denetim yetkisi verildi.
Taslakta, RTÜK'ün görevleri arasına, "Radyo televizyonlar ve reklamcıların kullandıkları anlık izleme ve değerlendirme, dinleme oranlarını veren ölçümleri yapacak şirketlerin izin şartlarını belirlemek, faaliyet izni vermek ve ölçümlerin denetimini yapmak" hükmü eklendi.

Sistem nasıl işliyor?
Şu anda televizyonların izlenme oranlarının ölçümünü AGB adlı şirket yapıyor. Ölçüm şirketi önce saha araştırması yaparak sisteme bağlı çalışacak denekleri belirliyor. Daha sonra deneklerin bulunduğu hanelerdeki alıcılara ‘peoplemeter' denilen ölçüm cihazları yerleştiriliyor.
Ev halkına uzaktan kumandaya benzer bir alet veriliyor. Hanenin içindeki herkesin belli bir kodu var. Örneğin 16 yaşındaki genç, ekran başına geçtiğinde kendi kodunu giriyor.
Bu veriler her gün düzenli olarak merkeze iletiliyor. Bu veriler daha sonra özel bir bilgisayar sistemiyle derlenerek rapora dönüştürülüyor ve abonelere gönderiliyor. Veriler, şirketlerin hangi televizyonlara ne kadar reklam verecekleri konusunda belirleyici oluyor. Ölçüm şirketini TİAK denilen Televizyon İzleme ve Araştırma Komitesi denetliyor. Bu komite, basın kuruluşları, Reklam Verenler Derneği, Uluslararası Reklamcılık Derneği temsilcilerinden oluşuyor.

Ölçümleri birkaç şirket yapacak
Yeni düzenlemeyle, ölçümlerin tek bir şirket tarafından yapılması yerine bu alanda birkaç şirket olması ve bu şirketlerin RTÜK denetimine girmesi amaçlanıyor. Yine deneklerin belirlenmesi de belirli ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilebilecek. RTÜK'ten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, "Çalışmalar sürüyor" dedi. Sevinç ise, "Hükümete gönderilen son taslakta, reyting ölçüm şirketlerine verilecek izin ve denetim yetkisinin RTÜK'te olmasına ilişkin yeni ek düzenleme yapıldı" diye konuştu.

Kaynak: Milliyet, Marketing Türkiye

1 Aralık 2008 Pazartesi

Kimse kusura bakmasın, sorguluyorum işte!

Diyelim ki, internette bir çok sosyal ağda profil kaydınız var. Blogunuz ya da web sayfanız da var. Bir çok kişi ile de sanal dünyada haberleşiyorsunuz. Yani sosyal medyada kişisel markanız acaip revaçta. Peki, güzel ama merak ettiğim bir şeyler var, aslında bir değil çok şeyler bunlar. Bir örnek vereyim, 25-40 yaş aralığındasınız, bir ya da iki çocuğunuz var, çok yoğun bir mesainiz var, yöneticisiniz ama sonuçta yine emir kulusunuz, akşamları evinizde ailenizle dahi zor vakit geçiriyorsunuz. Girişimci olduğunuzu düşünürsek iş bağlama, network kurma çabaları, paraya odaklanma derken zaten bitmiş bir şekilde eve kapağı zor atıyorsunuz.

Nasıl, kötü örnekler değil mi? Peki bu kadar telaşın içinde, gün boyu Friendfeed’e, Twitter’a, Xing, Linkedin’e v.s. takılmayı, blogunuza yazı yazmayı, networkünüz ile haberleşmeyi, bir de tüm bu ilişkileri ara sıra gerçek buluşmalara taşımayı nasıl başarabileiceksiniz. Ha bu arada, kitap okuyacaksınız, araştıracaksınız, belki özel bazı eğitimler almak zorunda kalacaksınız. Bu yoğunluk ve beraberinde gelen açmazı herkes kendine göre yorumlasın. Bir de diyoruz ki, şunu yapın, bunu yapın, kişisel markalaşmanız için “çırpının” diye. Hayır arkadaşlar, bu işin duayenleri, sosyal medya uzmanları v.s. kimse kusura bakmasın, ben böyle demiyorum. Şöyle diyorum ve sorguluyorum, işte bazı öneriler;

- Internetteki sosyal medyada kişisel markanızı konumlandıracaksınız, reklamınızı yapacaksınız ama siz = internet olamaz, olmamalı. Eğer öyle ise gerçek yaşamda bir şeyleri kaçırıyorunuz demektir.

- Özeniyorsunuz değil mi, pazarlama uzmanı olmaya, dijital medya uzmanı olmaya, sivri zeka bir yazılımcı olmaya, web bilmem kaç sıfır ile hava atmaya. Yok böyle bir şey. Genlerinizde saklı olan kabliyetlerinize göre mesleğiniz seçmezseniz boyunuz ne uzar ne kısalır ömrünüz boyunca. Ve bir konuda uzman olmak, marka olmak, blogunuzda öyle iki yazı karalayarak, bir iki konferansa katılarak olmuyor.

- Internete, mobil dünyaya, yeni girişim alanlarına, Silikon Vadisi benzeri yapılara v.s. takıldınız, devam ettiniz değil mi? Türkiye şartlarında cebinizdeki paranın hesabını bilmeden bu işlerin kolay olmadığını göreceksiniz. Unu kuru tuzu kuru, atadan dededen zaten yükünü kapmış insanları “girişimci” diye örnek alıyorsanız, eyvah, yazık derim. Ama ne geldi ise başımıza sabit maaşı tercih etmekten, memuriyete sığınmaktan, girişememekten geldiğini söylerim, o ayrı.

- İlişkiler ağınızı gerçekten geliştirmek için son altı ayda ne yaptınız? Sanal ortamda tanıştığınız kaç kişi ile yüz yüze görüştünüz, sohbet ettiniz? Kazan-kazan mantığında iş fırsatlarını değerlendiniz mi? O kadar web sayfası araştırdınız, sonucunda kendinize artı ne değer kattınız? Yoksa işin eğlencesi, muhabbeti, dedikodusu daha mı ön planda oldu.

- Öğrendiğiniz bilgileri, tecrübeleri en başta aileniz olmak üzere, tüm çevrenize ne kadar anlatabildiniz? Bir fayda katabildiniz mi yaşama?

- Her ne kadar birlikte bir şeyler yapmaktan, destek olmaktan, yardımcı olmaktan bahsedilse de aslında bencilliğin bir çok noktada daha ön planda olduğunu fark ettiniz mi? Ticari çıkarların bazı etik kuralları dahi çiğnediğini gördünüz değil mi?

- Kişisel markalaşma diyerek aslında en içsel anlamda hep sizden bahsettiğimizi, bir insan faktörünün ne olduğunu kavrayabildik mi? Çevrenizi, iş dünyasını keşfederken asıl “ben” liğinizi bularak kendinize sarsılmaz bir aksiyon planı çizebilidiniz mi 2009’a hızla yaklaşırken?

- O kadar çok kitap okuduğunuz, o kadar değerli insan ile tanıştığınız halde, hala bir günlük yaşamınızda neleri kaçırdığınızı, hangi bahanelere sığındığınızı, hangi tembelliklerle pes ettiğinizi fark edebildiniz mi?

- Internet dünyasındaki “geek” lere özenerek, ünlüler dünyasına imrenerek merdivenleri koşmaya başladınız değil mi? Peki ya yanlış merdivene tırmanıyorsanız? Bunu size söyleyen var mı?

- Teknolojinin, bilimin, internetin, mobil haberleşmenin v.s. aslında sizin için sadece bir araç olması gerektiğini unutarak amaç haline mi getirdiniz yoksa?

Hangi defterinize neler yazıyorsanız, arada bir silmeyi, “reset” lemeyi deneyin. Akıl ve kalp kabınızın içine neler doldurduğunuza, boşaltın da bir bakın. Tekrar düzenleyin. Daha hafif, daha sade, daha vurucu, daha öncelikli, daha kontrollü, daha odaklı olsun yaşamınız.

Saygılarımla.

allinti yapılan bu metin Murat Esenli' ye aittir.

30 Kasım 2008 Pazar

Git Marketing oku!

Sayın Başbakan, bir zamanlar, “Evet, Türkiye’yi pazarlıyorum. Ekonomik metaların pazarlanması gibi, siyasî, sosyal olayların, ülkelerin de pazarlaması vardır.” demişti de “ülkeyi satıyor” yollu kıyametler kopmuştu.

Şimdi yine ses getirecek bir tonla, bir takım çevrelere hitaben, “Türkiye’yi pazarlamak ne demek, anlamazlar, bilmezler. Git, marketing oku, anla!” dedi.

Başbakanın, sözlerine ve davranışlarına yansıyan Pazarlama Zekâsı, pazarlama akademisyenlerinin derin değerlendirmelerini bekliyor. Obama'nın pazarlama zekası ve pazarlama ekibi ile karşılaştırıldığında kimbilir ne gibi sonuçlarla karşılaşılır.

Pazarlama zekâsı bir açıdan işletmecilik okullarında öğretilenler üzerinden değerlenebilir. Kitapların yazdıklarını kişinin, firmanın, markanın ne derecede yerli yerinde ve ne derece eksiksiz yerine getirdiği ölçülerek ortaya bir pazarlama zekası katsayısı çıkarılabilir.

Çok çok öz olarak pazarlama der ki:

1. Her nerede insan varsa orada bir müşteri ve bir pazar, bir alışveriş vardır. Dünya müşterilerden oluşur. Her iş müşteriyle başlar. Müşteri yoksa iş yoktur. Müşterisini tanımayanın zekâsı kıttır.

2. Müşteri özgürdür. Duygusaldır, rasyonel değildir. Kendisi için neyin iyi olduğuna o karar verir. İşin sahibi de, asıl patronu da odur. Onu memnun edemeyen, onu takmayan, ona tepeden bakanın zekâsı kıttır.

3. Her türlü alışverişte, hep alan, kazanan olmak mümkün değildir. Mühim olan vererek kazanmaktır. Hesabını bilmeyenin, basiretsiz tüccarın, hırsı çok alanın zekâsı kıttır.

4. Müşterinin işini görmek için paydaşlarla dayanışmak, işbirliği yapmak gerekir. Paydaşlarını tanımayan, onlarla paylaşamayanın zekâsı kıttır.

5. Müşteriler dâhil paydaşlar, güçlü bir liderlik ister. Farklılık, yenilik, dinamizm, değişme arzusu, eskinin usullerinden kurtulma çabası liderliği pekiştirir. Risk almadan liderliğe soyunanın zekâsı kıttır.

6. Rekabet rakiplerle kapışarak değil, müşteri karşısında rakipsiz kalınarak aşılır. Rekabeti kendi düzlemine çekemeyen, rakibiyle aynı sahada, aynı oyunla yarışmaya kalkışanın zekâsı kıttır.

7. Pazarlama başka şeyler de der, ancak yer kıttır.

Haa, bir de “Belaltı Pazarlama Zekâsı” vardır ki, gizli açık ajanlarla, içeriden satınalmalarla, çirkeflikle sonuç almaya bakan, bu güzel ülkeyi hedef seçip, belden aşağı oyunlarla içeriden ve dışarıdan memleketi satınalmaya kalkanlar karşısında Başbakan'ın göstereceği performansı milletçe merakla bekliyor, kendisine kolaylıklar diliyoruz.

Bu metin Prof. Dr. İsmail Kaya, grafik FriendFeed kullanıcısı Ömer Ekinci' den alınmıştır.

14 yaşında nasıl milyoner oldu?

Farrah Gray 6 yaşında ailesine finansal açıdan destek olmaya başladı, ilk milyon dolarına 14 yaşında sahip oldu. Amerika’nın en çok konuşulan simalarından birinin başarı hikayesini ve ipuçlarını sizinle kısaca paylaşmak istiyorum.

O, Şikago’ nun güney bölgesindeki düşünce tarzlarını değiştirdi. 21 yaşında Urban Influence dergisi tarafından kendi başına milyoner olan lider bir girişimci olarak keşfedilen Farrah Gray, Allan Üniversitesinden onursal doktorasını aldı.

Şimdi kafa kazınmış, pahalı elbiseler, Las Vegas ve New York’ta ofisler, 21 yaşında birine göre çok daha büyük bir konuşma tarzına sahip. “ Nasıl bu kadar parayı kazandın? ” dediklerinde ilk yanıtı: “ Annemin çok fazla çalışmasından etkilendim ” diyor.

” Ben yatarken o kalkıyordu. Ben uyandığımda yine ayakta oluyordu. Ben onun hiç uyumadığını sanırdım. Bir yandan da eğer annem kalp krizi geçirirse ona yardımcı olacak bir şeyler yapmalıyım ” diye düşünürdüm.

İlk önce kendisi için en kolay bulunacak kaynaklara yöneldi: Sokaklardaki taşlar.

Bulduğu farklı ebatlardaki taşları boyuyor, kapı kapı gezip kendini tanıtıyor, boyadığı taşların kağıt ağırlığı, kapı tutucu vb. konularda kullanılabileceğini söyleyerek almalarını istiyordu. Hatta bu zaten benim bahçemdeki taş değil mi diyenlere “ o artık farklı bir taş ” diyordu.

Farklı alanlarda kullanımı olan şeylerin satışından çok şey öğrendi. Annesi ona çanta almadığında dünyanın en küçük CEO’su olarak beslenme çantasını ilk kez bir iş çantası olarak o kullandı.

Neler yaptı?

Yaş 6, Farrah Gray kapı kapı vücut losyonu sattı. Tanesi 1.5 $

Yaş 7, 21. yy’ın CEO’su yazan kartvizit yaptırdı

Yaş 8, Şikago’da, UNEEC (Urban Neighborhood Economic Enterprise Club) kurdu. Komşular arası ekonomik işbirliği.

Yaş 9-10, Her Cumartesi gecesi Las Vegas’ta 12 milyon kişinin dinlediği “Backstage Live” adlı radyo show’unu yaptı.

Yaş 12, Ulusal bazda $5,000 - $10,000 alarak konuşmalar yapmaya başladı.

Yaş 13, New york’ta gençlere yönelik Farr-Out Gıda’y ıaçtı.

Yaş 14, Bu gıda şirketi 1.5 milyon dolarlık satış yaptı. New Early Entrepreneur Wonders (NE2W) adlı öğrenci girişimcilere yönelik fonu kurdu.

Yaş 15, 1 milyonluk daha yiyecek sattı Farrah Gray Vakfını kurdu ABD Ticaret Bakanlığı Azınlıklar İş Geliştirme birimine danışmanlık teklif etti. Las Vegas Ticaret Odasının en genç danışmanı oldu

Yaş16, INNERCITY dergisini aldı

Yaş 17, Las Vegas’ta bir komnedi show’unun finanse ederek, bu konuda 2. Afro-Amerikan oldu.

Yaş 19, “Reallionaire” kitabını yazdı.

Bu allinti Savaş Şakar' a ait.

Selam size Sevgi size!

İlk konuyu allinti yapmak olmazdı elbet. Bu da bize özgün olsun di mi efendim? Bundan sonra amacımız besbellidir ki adı üzerinde "allinti" ve "sevilen yazılar topluluğu" yani hangi kategoride olursa olsun beğendiğimiz yazıları tek isim altından görebileceğiz. RSS' inize eklemenizi şiddetle öneriyoruz. Ha! Bir de, eğer ki dilerseniz sizler de allinti yapabilir burada yayınlayabilirsiniz; allintiyap@gmail.com adresine maillerinizi bekliyoruz...